| |
|
|
|
MUHSİN ERTUĞRUL'UN HAYATI |
|
|
|
7 Mart 1892’de İstanbul’da doğan Muhsin Ertuğrul, özel Tefeyyüz
Mektebi’nde okurken tiyatroya ilgi duydu ve aktör olmaya karar verdi. 30
Temmuz 1910’da Burhanettin
Kumpanyası’nda sahneye çıktı ve Othello, Hamlet piyeslerini oynadı. Bir süre
sonra İsmail Galip Arcan, Behzat Budak gibi oyuncu arkadaşlarıyla kurduğu
“Yeni Turan Temsil Heyeti”nde yönetmenlik ve oyunculuk yaptı,
Şehzadebaşı’nda açtığı Ertuğrul Sineması’nda ise film öncesi kısa gösteriler
sundu.Muhsin Ertuğrul, 1913
sonunda karıştığı bir siyasi olay nedeniyle sınır dışı edilince
Fransa’ya gitti. Paris konservatuarına tüm uğraşmalarına karşın
giremedi, ancak oradaki tiyatrolar ve sinema stüdyolarında gözlemler
yaptı. İstanbul’a döndüğünde “Ertuğrul Muhsin ve Arkadaşları”
topluluğunu kuran sanatçı, kuruluş çalışmalarına katıldığı Darülbedayi’de öğretmenliğe
atandı. Ancak, I. Dünya Savaşı başlayınca Darülbedayi, tiyatro okulu
olmaktan çıkıp bir tiyatro topluluğuna dönüştü. Bunun üzerine sanatçı
Berlin’e giderek sinema ve tiyatro incelemelerinde bulundu, Karanlıkta Işık
filminde uzun bir rol oynadıktan sonra İstanbul’a döndü. 1917’de Halit Fahri Ozansoy’un Baykuş piyesini sahneleyen Ertuğrul, başrolde ihtiyar bir köylüyü
oynadığında 25 yaşındaydı. Kısa bir süre yeniden Berlin’e giderek Beranien
Düşesi filminde ihtilalci bir subay rolünü oynadı ve yurda döndükten birkaç
ay sonra Temaşa dergisinde sinema eleştirileri yazdı. Robert Kolej’de,
Halide Edip’in librettosunu yazdığı, Vedi Sabar’nın bestelediği Kenan
Çobanları operasını hazırladı. İstanbul Film Şirketi adına başrolünü de
oynadığı Samson filmini çekti, yanı sıra Üstat Film Şirketi’nde yönetmenlik
yaptı.
|
 |
1921’de Darülbedayi’de yönetmen olarak
göreve başlayan Ertuğrul, yönetin kurulunun ve diğer
birimlerin sanatçılardan oluşması için girişimlerde
bulununca, arkadaşlarıyla birlikte Darülbedayi’den
çıkarıldı. Bunu üzerine çeşitli filmler çekmeye
başladı ve Kurtuluş Savaşı üzerine ilk belgesel
sayılan Zafer Yolları adlı filmini
gerçekleştirdi.Türk tiyatro tarihinde “Ferah dönemi”
olarak bilinen çalışmalarını Ferah Sineması’nda
sürdürürken 1925’te gittiği Sovyetler Birliği’nde Meyerhold, Stanislavski, Ayzenştayn gibi sanatçılarla tanıştı; Tamilla ile
Spartaküs filmlerini çekti. İstanbul’a döndüğünde Belediye Başkanı Muhittin
Üstündağ’ın önerisiyle Darülbedayi’de sanat yönetmeni oldu.
|
|
İlk sesli Türk filmi olan
İstanbul Sokaklarında ve Bir Millet Uyanıyor filmlerinin çeken Ertuğrul,
bu dönemde operetlerle revülere ağırlık verdi ve 15 Aralık 1932’de
“Goethe Madalyası” ile onurlandırıldı. Karım Beni Aldatırsa, Söz Bir
Allah Bir, Leblebici Horhor Ağa, Aysel Bataklı Damın Kızı filmlerinde
senarist olarak Mümtaz Osman takma adını kullanan Nâzım Hikmet’le
çalıştı. Eşi Neyyire Neyir ile bir süre Perde ve Sahne dergisini
çıkaran Ertuğrul, açılması için uğraş verdiği İstanbul Açık Hava
Tiyatrosu’nda Kral Oidipus’u sahneledi. 1949 Temmuz’unda Devlet Tiyatrsosu
ve Operası genel müdürlüğüne atandı ve Büyük Tiyatro’yu gösterilere
açtı. Bir Komiser Geldi oyunundaki müfettiş rolüyle oyuncu olarak son
kez sahnede görünen sanatçı, 1950’de Büyük Tiyatro’da balo yapılmasına
karşı çıkınca Demokrat Parti iktidarının tepkisini çekti ve görevinden
istifa etti.
1958’de görevden alınan sanatçı, bir yıl sonra İstanbul
Şehir Tiyatrosu baş rejisörü oldu;1964’te Türkiye’de ilk kez Brecht’in bir oyununu Sezuan’ın
İyi İnsanı’nı ve Shakespeare’in 400. doğum yıldönümü nedeniyle beş sahnede
beş Shakespeare oyunu sahneletti. Bu çalışmaları eleştiriler aldı ve 1966’da
İstanbul Belediye Meclisi’nin kararıyla baş rejisörlük kadrosu
kaldırıldı. Basında ve TBMM’de sürekli tartışılan “Muhsin Ertuğrul
Olayı” tiyatroya indirilen bir darbe olarak yorumlandı. İstanbul
Üniversitesi Gazetecilik Enstitüsü’nde “tiyatro eleştirisi” dersleri
veren Ertuğrul, yeniden çağrılmasına karşın Şehir Tiyatrosu’nda görev
almadı.Kültür Bakanı Talât Halman’ın çabasıyla 23 Ekim 1971’de Cumhuriyet
tarihinde ilk kez bir sanatçıya, Muhsin Ertuğrul’a Devlet Kültür Armağanı
verildi. Şehir Tiyatroları genel sanat yönetmenliğine atandığında 82 yaşında
olan Ertuğrul, semt tiyatrosu, öğle tiyatrosu, gezici tiyatro gibi çeşitli
uygulamalarla yeni bir tiyatro seferberliği başlattı ancak iç çekişmeler
üzerine 1976’da görevi bıraktı.
Çağdaş Türk
tiyatrosunun temelini atan ve geliştiren Muhsin Ertuğrul 29 Nisan
1979'da İzmir’de kalp krizi sonucu öldü. Ölümünden bir ay önce Ege Üniversitesi Senatosu,
Türk tiyatro ve sinemasına yaptığı hizmetler nedeniyle Ertuğrul’a “fahri
doktor” unvanı vermişti.
|
|
sayfa başı |
|
|
|